22 Kasım 2011 Salı

STRES İLE NASIL BAŞA ÇIKILIR?

STRES İLE NASIL BAŞA ÇIKILIR?


Modern hayatın tuzaklarından beslenen ve her yaştan erkeği etkileyen bir tehlike kapıda bekliyor. Çözümü ise strese karşı bağışıklığınızı güçlendirmekten geçiyor.
Sabah alarmınız çalmaya başlıyor. Bir gece önce içtiğiniz içkilerin etkisinden kurtulamamış olmanıza ve gözünüzü açamamanıza rağmen mecburen kalkıyorsunuz. Kahvaltı edecek vaktiniz yok, kendinize hemen bir kahve yapıp yola koyuluyorsunuz. Trafik tabii ki kilit durumda… Biraz neşelenmek için açtığınız radyoda ekonomik kriz ve terör olayları tartışılıyor. Kendinizi zar zor işe atıyorsunuz. 78 tane e-postanız var ve bunların iki tanesi sinirli müşteriler tarafından yollanmışken, bir tanesi de beklediğiniz işin gecikeceğini söylüyor. Siniriniz iyice bozuluyor. Ne var ki bir saat sonra çok önemli bir sunumunuz var. Haftalarca hazırlandığınız sunumu yorgunluk ve sinir bozukluğu sayesinde berbat ediyorsunuz. Kız arkadaşınız telefonla arayıp sunumun nasıl gittiğini soruyor. Fakat ne yazık ki onunla normal şekilde konuşa
bilecek bir ruh haline bile sahip değilsiniz.
Akşam işten çıkıyorsunuz, spor salonuna gidecek takatiniz yok. Yolda eve dönerken “Şu uyku haplarından yine alsam iyi olacak” diye düşünüyorsunuz. Nasıl, tanıdık geldi mi? O zaman siz de modern zamanların sorunuyla karşı karşıyasınız. Üstelik uyku hapları bundan kurtulmanız için hiçbir işe yaramayacak. Siz en iyisi sayfayı çevirin ve gerçek çözümlerle tanışın.
Eğer bu anlattıklarım sizin için sıradan bir günse o zaman siz de dünya üzerinde milyonlarca insanın içine düştüğü anksiyete çukurundasınız demektir. Ekonomik zorluklar ise bu stresli zamanları daha da zor kılan en önemli faktörlerin başında gelir.
Johannesburg’dan psikolog David Wilson, “Son yıllarda psikoloji danışmanlık şirketlerinden adeta insan taşıyor. Bunun en önemli nedeni dünyada yaşanan ekonomik kriz dönemi. Birçok insan hayatın karmaşası içinde yorulan beyinlerini kendine getirmek için tatile çıkmaya veya gece eğlencelerine katılmaya ihtiyaç duyuyor ama bunlar artık pahalı geldiği için bu ihtiyaçlarını karşılayamıyorlar. Sonuç olarak stresle başa çıkmaları da giderek zorlaşıyor” diyor. Wilson’un meslektaşı Jean Philippe Arzul da ekonomik sorunların rolüne dikkat çekiyor: “İnsanların yaşadığı psikolojik sorunların artışında ekonomik sorunların rolü tartışılmaz. Bu tür sorunlar anksiyete ve uyum sorunlarının ortaya çıkmasının baş nedenlerinden.” Bu da şu anlama geliyor. Sizin stres seviyenize ve modern hayatın getirdiği güçlüklere bakarsak, önünüzde zor zamanlar sizi bekliyor olabilir. Üstelik bu sadece iş hayatınız için de geçerli değil.
Stres size sosyal olarak zarar verir
Geçtiğimiz yıl Journal of Personality and Social Psychology’de yayınlanan bir araştırmada evli çiftlerin birbirleri arasındaki ilişki mercek altına alınmış. Buna göre ortada bazı kişilik özelliklerinin olup olmadığı (örneğin benlik bilincine sahip olma) , varsa bu özelliklerin stresli zamanlarla başa çıkılmasında nasıl bir rol oynadığı araştırılmış. Araştırmanın sonunda elde edilen sonuç ise şu olmuş: Çiftler, özellikle de kadınlar, benlik bilincine sahip olsun ya da olmasın, sıkıntılı zamanlarda daha stresli oluyor. Araştırmadan çıkan bir başka sonuç da şu: İnsanların stresli olduğu dönemlerde reaksiyonları daha sert olabiliyor ve sesleri daha fazla yükselebiliyor. Bütün bu sonuçlardan da önemli bir şey var ki o da, ilişki becerileri oldukça kuvvetli çiftlerin bile çok stresli zamanlarda ilişkilerini sürdürmekte zorlanmaları.
Sonuç: Stres dolu ilişkiler er ya da geç sona ermeye mahkûmdur, siz istediğiniz kadar bir ilişki gurusu olduğunuzu düşünün. Stresli zamanlarda ilişkilerin negatif taraflarını görmeye daha meyilli oluruz. Bu yüzden ancak stresi hayatınızdan çıkarabilirseniz, ilişki kurma kabiliyetinizi tekrar pozitif şekilde kullanabilirsiniz.
Tabii stres yalnızca ilişkileri değil, seks hayatını da direkt olarak etkiliyor. Tıp hekimi, psikoloji terapisti ve seksolog Dr. Wilme Steenekamp, “Bir erkek kronik olarak stresliyse, beyninden gönderilen mesajlar bundan etkilenir. Bu mesajların yerine gerektiği gibi gitmemesi de libido eksikliğine, ereksiyon ve boşalma sorunlarına yol açar” diyor ve konuşmasına şöyle devam ediyor: “İnsanlarda cinsel reaksiyonun oluşması sırasında iki farklı yol izlenir. Bu yollardan biri beyninize, diğeri de cinsel organınıza bağlıdır. Seks yapmaya hazır hale gelmeniz için ikisinin de harekete geçirilmesi gerekir. Başka bir deyişle cinsel organınız sağlıklıysa, harekete geçirildiğinde omuriliğinizde bulunan ‘sacral plexus’ bölümüne nörolojik mesajlar gönderir. Vücudunuzda buna başka bir nörolojik mesajla karşılık verir. Bu mesajın içeriği açıktır, bu mesaj genital organlarınıza kanla dolmasını ve erekte olmasını emreder.”
Dr. Steenkamp’e göre bir erkeğin yatakta başarısız olduğunu hissetmesi işleri daha da kötüleştirebilir. Seks yapma isteğinde oluşan azalma, yetersizlik hissi ve cinsel güvende yaşanan erozyonun sonucu bellidir: Kötü bir cinsel performans.
Merak etmeyin, söylemek uygulamaktan biraz daha zor olsa da, bu sorunu çözmenin elbette bir yolu var. Sizde strese yol açan ana sorunu belirleyin ve bu sorunu çözmeyi deneyin. Cinsel sorunların temelinde çoğunlukla psikolojik nedenler yatar ve günlük hayatta yaşadığınız sorunlar yatak performansınızı direkt olarak etkiler.
Stres nedeniyle yaşanan cinsel sorunlar bazı insanları hiç seks yapmamaya kadar götürür fakat bu hiç de doğru bir karar değildir.
Çözüme doğru yolculuk
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) iş yeri stresini o kadar önemsiyor ki şu anda bunu global bir salgın olarak değerlendiriyor. Örgütün yaptığı bir araştırmaya göre ABD’deki çalışanların yüzde 58’i iş stresi yaşıyor ve bu sebeple yılda 13 milyon iş günü boşa gidiyor. İşte şirketlerin genel performansı da direkt olarak çalışanlarına bağlı olduğu için yaşanan sıkıntıların çoğu iş yerlerindeki bu stresten kaynaklanıyor.
Ne var ki Stress Management Forumu’nun yöneticisi Vishal Rao, iş yerindeki şu gibi stres faktörleri hakkında yapabileceğiniz fazla bir şey olmadığını söylüyor: performans baskısı, olayları kontrol edememe, organizasyon yoksunu insanlar, iş yerinde diğer insanlarla uyumsuzluk ve belki de en önemlisi, iş kaybetme korkusu.
Ancak başa çıkabileceğiniz şeyler de var. Ne kadar stresli bir işiniz olursa olsun, kendiniz için mutlaka zaman yaratmaya gayret edin. Sabahları işe geldiğinizde o gün yapmanız gereken şeylerin bir listesini yapın ve bu işleri bitirin. İstediğiniz terfiyi almak için üstünüze haddinden fazla iş almayın, yaptığınız işte bazı eksiklikler olduğunu kabul edin ve bütün gün içtiğiniz kahveleri azaltın. Örneğin fazla kafein sizin için iyi değildir. Ayrıca, insanlarla açık bir şekilde iletişim kurmaya çalışın ve kendinize ufak aralar vermeyi unutmayın.
Arzul, finansal sorunların diğer faktörlere bakmaksızın insanların yaşama gücünde bir azalma yaratmasının doğru olmadığını belirtiyor. Fakat o ne derse desin, para konusunda sıkıntı çekmenin strese yol açtığı muhakkak.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder